GİRİŞ
Yapay zekanın her geçen gün geliştiği günümüz dünyasında teknoloji, film ve dizilerde veya yazınlarda çoğunlukla distopik ögelerle ele alınmaktadır. Evet distopyalar daha gerçekçi ve olası, fakat ütopyalar da kurulabilir. Yapay zekanın insanlığın eşitliğini sağlamasında yardımcı bir unsur olduğunu hayal etmemle başladı ‘Teknograd’. Teknograd, yeni bir dünya düzenidir. Marsist ve Leninist öğretideki proleter diktatörlüğün yerini yapay zekaya bıraksak ve kişi yada bir grup diktatörlüğü yerine yapay zekanın komünist düzen kurulduğunda kendini yok ederek tam eşitlikçi bir dünya düzenine kavuşsak nasıl olurdunun hayalidir.
Teknograd sistmemini adım adım kurmalıyız, çünkü Lenin’in yaptığı hatayı yapmamalıyız. Ahmet Taner Kışlalı’nın saptamasında, Lenin Marx’ın sistemini tersten başlattığı için hata yapmıştır. Marx sosyalizmin sağlam kurulabilmesi için önce altyapı unsurlarının oturtulması, daha sonra üstyapı unsurlarına geçilmesini söyler. Fakat Lenin, tepeden inme şekilde üstyapıdan başlamıştır ve o nedenle Leninizm ayrı bir ideoloji olmuştur. Marx, altyapı ile üstyapı arasında diyalektik bir ilişki olduğundan ve altyapıyı oluşturan kültür, kurumlar, siyasi iktidar ilişkileri ve devlet gibi bulunduğu topluma ait olan düşünceleri belirlediğinden söz eder. Altyapı toplumun üretim tarzı ile ilgilidir ve üstyapı doğrudan üretimle ilişkili olmayan ilişkilerdir. Üstyapı altyapıyı etkileyebilir fakat altyapının etkisi daha baskındır. Burada anlatmak istediği esasında toplumun üretim sınıfı ile işe başlamak ve onlarla birlikte devletin doğru kurumlarının kurulabileceğidir. Teknograd, Marx’ın bu ekonomi-politik tutumuna tamamen dayanan bir sistem inşa ederek sistemi kurmak yerine ondan beslenen bir sistem inşasıdır. Toplumun üretiminin ne kadar önemli olduğuna örnek, İkinci Dünya Savaşı’ndan büyük bir darbe ile çıkan ve para birimi dahi yok olan Almanya’nın, üretim yapmak suretiyle kendini yeniden inşa etmesi verilebilir. O nedenle üretim ilişkilerine odaklanarak, tepeden inme ‘işte sistem bu!’, ‘her şey bir günde değişti!’ baskısıyla kurmamak daha yerinde olacaktır.
Teknograd devrimini kurarken tarihteki devrimlerden ve olaylardan referans almak yerinde olcaktır. Ayrıca kurulacak bu yazı dizisi, yapay zeka ile ilgili yapılmış film ve dizilerden örneklemler ile güzel olan ütopyanın esasında her seferinde distopya ile sonuçlanması durumunu ortaya çıkaracaktır. Çünkü ütopyalar güzeldir, fakat gerçek olan maalesef distopyalardır…
Tersine Sanayi Devrimi
İngiliz Sanayi Devrimi’ne sebep olan ‘koyunlar insanları yedi’ ifadesi sonrası makinalaşmayla birlikte gerçekleşen devrim, Teknograd’da makinalar insanları yemesin diye tüm makinaların ve teknolojinin insana hizmet etmesi gerekliliği temelinde oluşmuştur. Sanayi Devrimi bir teknolojik dönüşüm değildir. Fabrikalar, çözülen kırsal ekonomi nedeniyle kentlere sükun eden kitlelerin buluştuğu yerdir. Sanayi Devrimi’nin ürünü işçi sınıfıdır (Bekmen,2012:166). Teknograd Devrimi ise ‘Tersine Sanayi Devrimi’, yani bir teknolojik dönüşümdür. Makinaların insanları yemeye başladığı dönemde, insanların buluşma noktası da sosyal ağlar olmaya başlamıştır. Teknograd Devrimi teknolojinin insanları değil, insanların teknolojiyi yönetmesi gerekliliğiyle birlikte ortaya çıkmıştır. Ve bunun ürünü sınıf ayrımının yok olmasıdır.
İnsaları hızlı dijitalleşmeye iten pandemi süreci, herkesi evlerine tıkarak insanları eşit bir düzlemde sabitledi. Sosyalleşmek, dünya turları ve ekonomik farklılıkların büyük oranda öneminin kalmadığı bu süreçte, herkes evinden canlı yayın açarak yaptıklarını paylaşarak sosyalleşmeye çalıştı. Bu süreç elbette zengin ve fakirin tam eşitliğini sağlamasa da, kişilerin sosyalleşme yöntemlerini benzerleştirdi. Hızlı dijitalleşme süreci ve karantinalar Teknograd Devrimi’nin sistem zeminini oluşturmama sebep olan süreçti. Sosyalizme yaklaşıyormuş hissiyatı veren bu süreçte, insanların teknolojiyi kendi çıkarları için doğru kullandıkları bir süreçe tanıklık ettik. Evden online çalışma düzenine geçen işyerleri de bu süreci doğru yönetti. Kişiler sosyalizmin önem verdiği, ki William Morris’in Hiç Bir Yerden Haberler’ kitabında bunun öneminden söz edilir, zanaatlere yönelmeye başladı. Evde yapılan çantalar, sabunlar, mumlar, vb.. malzemeler, sermaye gerekliliğinin minimuma düştüğü instagram’ın da satış kolaylığı sayladığı arayüzü sayesinde online satışlara işi bunları yapmak olmayan kişiler tarafından sunuldu. Bunun dışında kişiler evlerinde yaptıkları yemekleri, sporları, makyajları, vb… videolara çekerek online ünlülük kazanma şansını yakaladılar. Bunlar ana akım medya zamanında medya patronlarının ellerinden tuttukları kişilerin ünlü olabilmesi söz konusuyken, sıradan insanların kendi çabalarıyla yine izleyici kitlesinin onları ünlü etmesi sayesinde yeni medya ortamlarının ünlüleri oldular. Teknolojinin böylesine insanları eşitleyen bir yanını görmemizi sağlamasıyla ve sermaye ihtiyacını yani kapitali büyük oranda yok etmesiyle, yeni medyanın günümüzdeki şekli ve pandemiden sonraki görünümü benim bu ütopyayla hareket etmemi ve umut etmemi sağladı. Ve fakat insanlar makinaları kullansın diye yaratılan Teknograd ütopyasının, günün sonunda makinaların insanları kullandığı bir distopyaya dönmesi de olası görünmekte…
Kaynak: Bekmen, A. (2012). MARKSİZM: ‘Praksis’in Teorisi. Örs, H. B. (Der.). 19. Yüzyıldan 20. Yüzyıla Modern Siyasal İdeolojiler içinde. (s.163-253). İstanbul Bilgi Üniversitesi Yayınları.
Yorum bırakın